fbpx
SEO

Doğru Bilinen SEO Efsaneleri

SEO hakkında ortalıkta dolaşan bir sürü bilgi mevcut. Bu bilgilerin bir kısmı işe yararken bazıları ise size zaman kaybı ve sıralama kaybı olarak geri döner. Önemli olan burada hangi bilginin doğru olup olmadığını bilmektir. Bunu anlamak tabi ki hatalı yazılmış içerikleri okuyarak gerçekleşmez.

Bir ajansta çalışan olduğunuz farzedelim. Patronunuz gelip sayfa başlıklarını neden 60 karaktere göre ayarlamadığınız konusunda sizi uyarabilir. Gerçekten bunlar bu kadar önemli mi peki?

Bu içerikte SEO hakkında bilinen yanlışları ve SEO efsanelerinin nasıl oluştuğunu örnekleriyle birlikte anlattık. Şimdi konumuza giriş yapalım.

Yanlış SEO Uygulamalarının Zararları

Aslında çoğumuzun büyük bir sorunu var. O da arama motorlarının nasıl çalıştığını tam anlamıyla bilmiyoruz. Bu nedenle uyguladığımız yöntemlerin çoğu deneme yanılma ve kulaktan duyma bilgilerle ilerliyor. SEO hakkında tüm bu iddiaları da test etmek zor olduğu için meydan bu bilgi atıklarına kalmış oluyor. Aslında arama motorlarının çalışma mantığını bildiğiniz zaman bu yanlış uygulamalar biraz dikkat ve özenli çalışma ile farkedilebilir. Bu şekilde davrandığınız zaman bir teknik uygulamadan önce şu sorulara cevap arardınız:

  • Google bu uyguladığım yöntemi nasıl ölçebilir? Ya da ölçebilir mi?
  • Bu yöntem kullanıcıya herhangi bir fayda sağlar mı?

Eğer bu şekilde hareket etmek gibi bir planınız yok ve hala bu yöntemleri uygulamaya devam edecekseniz zamanınızı daha faydalı işlere ayırmanızı tavsiye ederim.

SEO Efsaneleri Nasıl Oluşur?

Bazı yaygın SEO efsanelerini çürütmeden önce bunların nasıl şekillendiğini anlamakta fayda var.

Test Edilmemiş Bilgi

SEO’daki efsaneler, test edilmeden bir kalıba oturma eğilimindedir. Bir web sitesinin sıralamasına ya da organik trafiğine hiçbir katkısı olmayan bir bilgi, çok önemli bir bilgi halini alabilir.

Küçük Etkilerin Abartılması

SEO efsanelerinden bazıları organik sıralamaya küçük de olsa etki edebilir. O zaman bu bilgi dönüşüm üzerinde etkisi az ama önemli bir yöntemmiş gibi fazla değer verilen bir bilgiye dönüşebilir.

Güncel Olmayan Bilgiler

Google sıralama algoritmaları sürekli güncellenmekte ve yapay zeka kullanıcı odaklı gelişmektedir. Buna rağmen eskiden sitelerin sıralama ve dönüşümlerine etki eden bazı yöntemlerin günümüzde işe yaramadığı kalıbını kırmak zor olabilir. Bu yöntemler bilinçsiz kişiler tarafından hala tavsiye edilme eğilimindedir. Eskiden çok işe yarıyor olabilir ama yapay zeka artık daha fazla söz sahibi. Kısacası, bir zamanlar iyi bir yöntem olan uygulama artık önemsizdir.

Google’ın Yanlış Anlaşılması

Çoğu zaman bir SEO efsanesinin başlangıcı Google’ın ta kendisidir. Maalesef, bir Google temsilcisinden gelen basit bir öneri yanlış anlaşılmaktadır.

Google kaynaklı efsanelerde, SEO sektörünün artık yararlı bilgilerle ayakta kalamayacağı algısı oluşur.

Bir Bilgi Ne Zaman Bir Efsane Olur?

SEO’yu anlatırken aslında kaçırdığımız ve hatırlamak istemediğimiz bir nokta var. Bunun sebebi ise sonuca kısa yoldan ulaşmak arzusudur. Çoğu zaman görmezden geldiğimiz bu nokta her yöntemin her sektörde işe yaramadığı gerçeğidir. Bazen bir SEO tekniği, başkaları tarafından efsane olarak konuşulabilir. Çünkü kendi hedefleri doğrultusunda bu yöntem işe yaramış olabilir. Her web sitesinin kendi has bir sektöre, rakiplere ve diğer faktörlere sahip olduğunu hatırlamak önemlidir. Bu tekniklerin her web sitesine aynı şekilde uygulamak ve aynı sonucu beklemek nafiledir.

Birisi oldukça rekabetçi bir sektörde bir yöntemi denediğinde başarılı olamamış olabilir. Bu, daha az rekabetçi bir sektörden birinin başarılı olamayacağı anlamına gelmez.

Bazen uygulanan bir yöntem sırasında bir fayda sağlandı ise o zaman bunu başkalarına tavsiye etmek doğal bir süreçtir. Ancak bu başarının neden-sonuç ilişkisini ortaya koymada o kadar başarılı olduğumuz söylenemez. Bu yöntemi uyguladığınız sırada sıralama ve tıklanma oranlarında gerçekleşen bir hareketlenmenin, kesin bu yöntem sayesinde olduğunu söylemek her zaman kolay olmaz. Bu süreçte başka faktörler olabilir. Bu gerçek gözardı edilerek inanılan ve paylaşılan yanlış bir yöntem çok kısa zamanda bir efsane olabilir.

Bu Bilgilerden Nasıl Uzak Durulur?

Yanlış bilgiyi tespit etmeyi ve buna göre hareket etmeyi öğrenirseniz, baş ağrısından, gelir kaybından ve çok fazla zaman kaybından kurtulmanız mümkün.

Bilgiyi Ölçme

Hatalı uygulamaları nakavt etmenin anahtarı, bu tavsiyeleri mümkün olduğunca test edebilmenize bağlıdır. Mesela sayfa başlıklarınızı belirli bir şekilde yapılandırmanın anahtar kelimelerin daha iyi sıralanmasına yardımcı olacağı konusunda tavsiye aldıysanız, bunu önce bir veya iki sayfa ile deneyin.

Bu şekilde birçok sayfada değişiklik yapmanın ve zaman kaybının önüne geçmiş olursunuz. Hatta bu yöntemin işe yaramadığını düşündüğünüz zaman geri dönüşün ne kadar yorucu olacağını farketmişsinizdir.

Google Güncellemeleri Sonrasında Acele Etmeyin

Çoğu zaman seo hataları Google’ın sıralamalara etki eden algoritma güncellemeleri sonrasında ortaya çıkmaktadır. Arama sonuçlarında meydana gelen dalgalanmalardan bazı çıkarımlar yapılarak bu bilgilerin SEO konusunda fayda sağlayacağı tavsiyeleri yayılmaya başlar. Bu dönemlerde daha önceki eğitimlerimizde de belirttiğimiz gibi algoritmaların sonuçlarını tam olarak anlamadan web sitelerinde köklü değişiklikler yapmamanız size fayda sağlar. Bu şekilde izlenecek bir yol sizi yanlış bilgilerden de korumuş olur.

Bu bilgilerden sonra sizlere doğru bilinen SEO efsanelerinden bahsedelim.

SEO Efsanelerine Birkaç Örnek

Buraya kadar yanlış uygulumalara neden olan çöplük bilgilerin nasıl oluştuğunu öğrenmiş olduk. Şimdi en yaygın SEO efsaneleri ve asıl gerçeklere bir bakalım.

Yeni Web Sitelerine Google Sand Box Filtresi Uygulanır

Google Sandbox hakkında tweet

Çoğu çevrelerde yeni açılan bir web sitesinin Google tarafından belirli bir süre Google Sand Box filtresine tabi tutulduğu bilgisi mevcut. Bu nedenle yeni sitelerin hemen sıralamalarda yer alamayacağı inancı yaygındır. Peki gerçekten öyle mi?

Bu konuya Google yetkililerinden John Mueller, twitterda kendisine sorulan soruya verdiği cevapla net bir şekilde açıklık getirmiştir. John kendisine sorulan yeni web sitelerine ne kadar süreyle Google Sandbox filtresi uygulandığı sorusuna yeni web siteleri ile ilgili böyle bir durumun olmadığı cevabını vermiştir.

Reklam Veren Siteler Daha Üst Sıralara Çıkarılır

Bu yaygın bir efsanedir. Buradaki ana fikir, Google’ın organik arama sonuçlarında, PPC (Tıklama Başına Ödeme) reklamlarına para harcayan web sitelerini tercih edeceğidir . Google’ın organik arama sonuçlarını sıralama algoritması, PPC reklam yerleşimlerini belirlemek için kullanılan algoritmadan çok daha farklıdır. Hem SEO çalışması yapıp hem de Google üzerinden ücretli bir reklam kampanyası yürütmek sıralamalarınıza doğrudan etki etmez. Bu tamamen rekabet ile alakalı bir durumdur. Burada ki yanlış algı ise reklamdan gelen tıklamaların sıralamalara etki edeceğidir.

Peki reklamların hiç mi faydası yok? Elbette var. Örneğin harika bir ürününüz ya da içeriğiniz var ancak kullanıcılara ulaşmakta zorlanıyorsanız reklam yayınlayarak sitenizi tanıtabilirsiniz. Burada kritik olan ise kaliteli içeriğinizin olmasıdır. Orta-uzun vadede SEO’nuza katkısı elbette olur. Ancak Google bu arkadaş benden reklam satın aldı ben bunun sitesini ilk sıralara çıkarayım demez.

Domain Yaşı Bir Sıralama Faktörüdür

Bu fikre göre bir web sitesi uzun zamandır var olduğu ve iyi sıralandığı için, domain bir sıralama faktörü olmalıdır. Google bu efsaneyi defalarca çürüttü. Aslında, John Mueller bir süre “alan adı yaşının 200 sıralama kriteri arasından biri” olduğuna dair twitin altına cevap yazarak domain yaşının hiçbir şeye etki etmediğini belirtmiştir.

Domain Yaşı Hakkında Tweet

Bu efsanenin arkasında yatan gerçek ise eski web sitelerinin zamandan daha fazla tasarruf ederek güzel işler çıkarma potansiyelinin olmasıdır. Mesela 15 yıldır aktif olan bir site, içerikleri ile alakalı yüksek miktarda backlink almış olabilir. Bu da performansına etki eder. Bir kaç aylık bir web sitesinin bununla rekabet etmesi muhtemel değildir. Bu nedenle eski web sitesi daha iyi sıralanıyor gibi görünüyor ve sonuç olarak, domain yaşı belirleyici faktörmüş gibi karşımıza çıkıyor.

Google, Sıralamalarda Google Analytics Verilerini Kullanır

Yaygın bir şekilde doğru olduğu sanılan bir SEO efsanesi Google’ın analytics verilerini izleyerek, sıralamalarda kullandığıdır. Bir web yöneticisi analytics verilerinde hemen çıkma oranlarının çok yüksek olduğunu gördüğü zaman, Google’ın bu nedenle sitesini düşük kaliteli olarak algılayacağından endişe ediyor. Bu da bir efsane aslında. Çünkü kısa içeriklerin olduğu sitelerin sıralamalarda hiçbir şansı olmazdı. İçerik kısa-safyada kalma süresi de kısa

Google’dan Gary Illyes bu fikri basitçe, “Google Analytcs algoritmasından hiçbir şeyi kullanmıyoruz” diyerek çürütmüştür.

Google'ın Analytics Verilerini Sıralamalarda Kullanımına İlişkin Tweet

Bu bilgi gerçeği yansıtmış olsaydı, Google diğer analiz programlarını kullanan sitelere kim bilir nasıl davranırdı?

Analytics verilerinde özellikle hemen çıkma oranı, bir kalite sorununun göstergesi olabilir. Sayfada geçirilen süre düşük ise, içeriğin ilgi çekici olmadığı anlamına gelebilir. Bu metrikler, neden iyi sıralanmadığınız hakkında ipucu verir, ama yukarıdaki sonucu çıkarmaz.

Google Alan Adı Otoritesine (DA) Dikkat Eder

PageRank , Google tarafından bir web sayfasının değerini ölçmek için kullanılan bir bağlantı analiz algoritmasıydı. Google, 2013 yılında PageRank’ı güncellemeyi durdurdu. 2016’da ise Google, PageRank araç çubuğu metriğinin artık kullanılmayacağını da duyurdu.

PageRank’in yokluğunda, diğer birçok üçüncü taraf platformlar tarafından bir takım otorite puanı geliştirilmiştir.

Yaygın olarak bilinenler:

  • Moz’un DA (Domain Otoritesi) ve PA (Sayfa Otoritesi) puanları.
  • Majestic’in Trust Flow and Citation Flow puanları.
  • Ahrefs’in Domain Puanı ve URL Ratin puanları

Bu puanlar bazı SEO’cular tarafından bir sitenin “değerini” belirlemek için kullanılır. Ancak bu hesaplama hiçbir zaman bir arama motorunun bir sayfaya nasıl değer verdiği hakkında doğru bir kriter olamaz. Tecrübe ve izlenimlerimiz gösterdi ki, manipüle yöntemlerle bir sitenin DA ve PA değerleri çok kısa süre içerisinde artırılabiliyor. Peki bu değerleri neden Google değerlendirmeye alsın ki?

Genel olarak, SEO’cular bir web sitesinin sıralama gücünü sık sık aldığı backlinklerle değerlendirirler. Bu da alan adının otoritesi olarak bilinir. Alan adının otoritesini artırmak için ise alınan backlinklerde genel domain kullanımına ağırlık verilir. Evet bu Google için başka tür bir sinyal olabilir ancak Google temsilcileri, herhangi bir domain puanını kendileri açısından değerlendirmeye almadıklarını ifade etmişlerdir. Bunun yerine bağlantılarda çapa metnin kullanılmasının daha iyi olduğu ifade edilmiştir.

Domain Ototritesi Hakkında Tweet

Anahtar Kelimeler SEO İçin Herşeydir

Google, tabiri caizse ergenlik döneminde, sorgularla alaka düzeylerini ilişkilendirmek için açılış sayfalarındaki anahtar kelimelerin yoğunluğuna büyük ölçüde güveniyordu. Aradan geçen yıllar sonrasında anahtar kelimelerin kullanımı SEO açısından önemini kaybetmeye başladı.

Eskiden olduğu gibi meta anahtar kelimeler artık Google tarafından dikkate alınmıyor. Anahtar kelimeler konusu önceki dönemlerde çok istismar edilmiş bir yöntemdi. Mesela içeriğe kullanıcılar tarafından görülmeyen bir çok anahtar kelime eklemesi yapılarak sıralama elde edilebiliyordu.

Eskide kalmış bu yöntemleri hala SEO’nun olmazsa olmazı olarak görmek artık bir efsane oldu. İçerikteki anahtar kelimeleri sayma dönemi geçmişte kaldı.

SONUÇ

Yukarıda sıraladığımız yanlış bilinen SEO taktiklerini artırmak mümkündür. Her an yeni bir bilgi ortaya atılabilir. Size ısrarla tavsiye edeceğimiz konu, arama motorlarının nasıl çalıştığını anlayıp uygulayacağınız yöntemleri bu doğrultuda test etmeniz olacaktır.

Doğru bilgiye ulaşmak doğru kaynağı bulmaktan geçer. Dedektifseo olarak bugüne kadar yaptığımız gibi her zaman doğru bilgiyi kullanıcılara ulaştırmaya devam edeceğiz.

Yorum Yap